Obsesif aşk bağımlılığı, çoğu zaman “çok sevmek” ile karıştırılan; obsesyon ve aşkın iç içe geçtiği, hem ayrı ayrı hem de birlikte ele alınması gereken karmaşık bir ilişki dinamiğidir.
“Ben sadece çok seviyorum” cümlesi sıkça duyulur; ancak obsesif bir ilişki kurmak bilinçli bir tercih değildir. Bu durum, büyük ölçüde sinir sistemi regülasyonu ve bağlanma örüntüleri ile ilişkilidir.
Kişi gece zihninde, gündüz zihnindedir.
Nereye gitti? Kiminleydi? Ne yaptı? Ne yedi? Kime baktı?
Hatta zamanla, partnerinin kendisinden başka kimseyle yakın ilişki kurmamasını isteme eğilimi belirginleşir. Bu durum, ilişkisel bağımlılık olarak tanımlanan bir örüntünün göstergesidir.
Tıpkı bağımlılık yapan maddelerde olduğu gibi, beyinde aynı ödül-devreleri sürekli uyarılmak ister. Her ne kadar beynin birçok bölgesi sürece dâhil olsa da özellikle prefrontal korteks, amigdala ve bazal gangliyonlar arasında döngüsel bir etkileşim söz konusudur. Sonuçta ortaya çıkan şey, dopamine karşı gelişen bir bağımlılıktır.
Dopamin ise sürekli daha fazla uyarıcı talep eder.
Bir mesaj yeterli olmaz, gün boyu mesaj ister.
Bir arama yetmez, saatlerce aranmak istenir.
Kişiye ulaşılamadığında ise zihinsel ve bedensel olarak yoksunluk belirtileri ortaya çıkar.
“Onsuz yapamıyorum” ifadesinin nörobiyolojik karşılığı tam da budur.
Bu süreç; yoğun kaygı, öfke patlamaları, kendine zarar verme davranışları ve en tehlikeli hâliyle, aşk sanılan duyguya anlam yüklenen kişiye zarar verme düşüncelerine kadar ilerleyebilir. Bu noktada “çok seviyorum” söylemi, çoğu zaman kişinin kendine söylediği bir yanılsamaya dönüşür.
Bu sevgi değildir.
Bu, kaybetme korkusuyla şekillenen bir kontrol ve zorbalık hâlidir.
Oysa sağlıklı ilişkiler güven üzerine kurulur; tehdit ve tehlike üzerine değil
Sağlıklı sevgide:
Obsesif aşk bağımlılığında ise:
Bu noktada artık “ben” ve “sen” yoktur; sözde sonsuz bir “biz” vardır. Kişi farkında olmadan kendi duygusal hapishanesini inşa eder.
En uç ve tehlikeli durumda ise, ulaşılamayan aşk nesnesini yok etme ya da zarar verme düşünceleri ortaya çıkabilir.
Aşk ve sağlıklı sevgi; kişiyi, partneri ve ilişkiyi büyütür.
Obsesif aşk bağımlılığı ise; kişiyi, partneri ve ilişkiyi küçültür ve yıpratır.
Bu örüntüye sahip ilişki yaşayan bireylerin kendilerine sorması gereken en temel soru şudur:
“Sevildiğini mi hissediyorsun, yoksa terk edilmemek için mi tutunuyorsun?”
Klinik gözlemlerimizde, obsesif bağlanma örüntülerinin sıklıkla:
ile ilişkili olduğunu görmekteyiz.
“Gerçekten seviyorum ve kendime ya da partnerime zarar vermek istemiyorum” diyen bireyler için iyileşme mümkündür.
Bu süreçte:
Hem kişiyi hem kendisini hem de ilişkisini koruyan ve büyüten bir yola taşır.
Bizimle İletişime Geçin !